:: English Site
 

 

SAÇ DÖKÜLMESİ

Saç dökülmesi sıkça karşılaşılan bir sağlık sorunudur. Yaşamın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilen bu durum, önemli kozmetik problemlerden biri olarak kabul edilmektedir.

Günde ortalama 100 kadar saç telinin dökülmesi normaldir. Ancak bunun üzerindeki saç kayıpları ve saçlarda gözle görülür belirgin seyrelme durumunda saç dökülmesinden bahsedilir. Saç dökülmesi saçlı derinin tümünde ya da birkaç alana lokalize olabildiği gibi kalıcı tahribat veya geçici, dönemsel dökülmeler şeklinde de gelişebilir.

Öncelikle saç dökülmesinin hangi tipte olduğunun saptanması ve sebebe yönelik araştırma yapılması gereklidir. Zira sebep bulunmadan doğru bir tedavi uygulanamaz. Burada, toplumda en sık karşılaşılan saç dökülmesi tiplerinden olan telogen effluvium ve androjenik alopesi'den bahsedilecektir.  

TELOGEN EFFLUVİUM
Telogen effluvium, genellikle aniden başlayan, nedbesiz (skarsız) olan yaygın saç dökülmesidir. Metabolik ya da hormonal bir soruna bağlı olabileceği gibi bazı ilaçların kullanımı sonucunda da ortaya çıkabilir. Telogen effluvium, vücuttaki tüm saçları etkileyebilir, ancak genellikle kafa derisindeki saçlarla kısıtlı kalır.

Bu tip yaygın saç dökülmesini açıklayabilmek için öncelikle kıl follikülünün büyüme evreleri hakkında bilgi vermek gereklidir. Her kıl follikülü anagen (büyüme), katagen (gerileme) ve telogen (dinlenme) olarak adlandırılan 3 devreden geçer. Kafa derisindeki saçlarda anagen faz yaklaşık 3 yıl kadar sürerken, telogen faz 3 ay kadardır. Anajen evredeki saçın büyüyüp telogen evredeki saçı itmesi sonucunda ise saç dökülmesi oluşur. Kıllar, değişik zamanlarda değişik devrelere girdiklerinden, yer yer ve belirli bir kelliğe neden olmaksızın dökülürler. Oysa ki, psikolojik stres, hormonal değişiklikler gibi durumlarda çok sayıda saç aynı anda telogen faza girer ve bu fazdaki saç oranı belirgin şekilde artar. Kafa derisindeki kıl folliküllerinin normalde %5-15 kadarı telogen fazdayken bu oran %25'in üzerine çıkar. Ancak saç dökülmesi hemen ortaya çıkmaz. Yeni oluşan anagen fazdaki saçların itmesi sonucunda dinlenme fazındaki, bu çok sayıda saç dökülür. Bu nedenle saç dökülmesine neden olan olayla dökülme arasındaki süre 1 ila 6 ay (ortalama 3 ay) kadardır.



Telogen effluvium son derece sık rastlanan bir sağlık sorunudur. Erişkin bireylerin çoğu hayatlarının herhangi bir döneminde, en az bir kere benzer bir durumla karşılaştıklarını ifade ederler. Hastalar genellikle yoğun ve yaygın saç dökülmesi şikayetiyle başvurur ve saçlarının eskisi kadar gür olmadığını, seyreldiğini söylerler. 6 aydan kısa bir süredir varolan bu şikayetler genellikle ani başlangıçlıdır. Günde dökülen saç miktarı 100 telden fazla olmakla birlikte herhangi bir nedbe dokusu bulunmaz, baş saçlı deri genelde normal görünümdedir.
Telogen effluvium olarak tanımlanan bu tip yaygın saç dökülmesinin pek çok sebebi olabilir. Bunlar özetle aşağıda sıralanmıştır:

•  Stres

•  Geçirilmiş ateşli hastalıklar, şiddetli enfeksiyonlar; büyük cerrahi girişim ve kazalar

•  Kanser gibi bazı sistemik ya da karaciğer hastalıkları gibi kronik hastalıklar

•  Gebelik ve doğum gibi bazı hormonal değişiklikler, tiroid hormon eksiklikleri, östrojen hormonu içeren ilaçların kullanımının kesilmesi

•  Beslenme bozuklukları, düzensiz diyetler, düşük protein alımı, demir eksikliği

•  Selenyum, magnezyum, talyum gibi bazı ağır metaller

•  Bazı ilaçlar (beta blokerler, antikoagülanlar, retinoidler, propylthiouracil, karbamazepin, bazı aşılar...)

•  Baş saçlı deride görülen allerjik temas ekzeması...

Tüm bu muhtemel nedenlerden dolayı, aniden başlayan, nedbesiz, yaygın saç dökülmesi şikayeti olan bireylerin bir dermatoloji uzmanına başvurmaları gereklidir. Unutulmamalıdır ki, bu gibi durumlarda, öncelikle altta yatan neden araştırılmalıdır. Bu araştırma hastalık öyküsü ve fizik muayene dışında bazı tetkikleri de gerektirebilir. Dökülme nedeni saptandıktan sonra sebebe yönelik tedavi ve destekleyici önerilerle saçlar tekrar kazanılır.

DROJENİK ALOPESİ (ERKEK TİPİ SAÇ DÖKÜLMESİ)

Androjenik alopesi, erkeklerde daha sık olmakla birlikte kadınlarda da izlenebilen ve son derece yaygın olan bir sorundur. Erkeklerin %50'den fazlasında ortaya çıkar. Genellikle 30'lu yaşlarda gözlenen ilk belirtiler bazen ergenlik çağında bile başlayabilir. Belirtiler, tedrici olarak, ön taraftaki saç çizgisinin geri çekilmesi ve/veya tepedeki saçlarda incelme ya da azalma şeklindedir. Simetrik olarak gelişen bu tip saç kayıpları erkeklerde, genelde şakaklardan başlar ve tepeye doğru ilerler. Kadınlarda ise çoğu zaman, tepe bölgesindeki saçların seyrelmesi şeklindedir. Etkilenen bölgedeki sert, kalın ve pigmentli saçlar yerlerini daha ince ve kısa saçlara bırakırlar. Bu saçlar zaman içinde, giderek daha da incelir ve vellus olarak adlandırılan son derece ince ve renksiz tüylere dönüşür. Sonuç olarak saçlar tamamen dökülebilir. Saçın tamamen döküldüğü alan kişiden kişiye değişmekle birlikte genelde tepe bölgesinde en belirgindir.

Androjenik alopesi genetik nedenlerle ve androjen olarak adlandırılan erkeklik hormonuna bağlı olarak ortaya çıkar. Kadınlarda görülen androjenik alopesi ise çoğu zaman patolojiktir. Gerekli tetkikler yapılmalı ve altta yatan nedenler araştırılmalıdır.

Uygulanacak tedavi yönteminin saptanması, klinik bulguların kaydedilmesi ve tedavinin takibi amacıyla androjenik alopesi evreleri sınıflandırılmıştır. Aşağıda, androjenik alopesi evrelerini gösteren Norwood-Hamilton Skalası yer almaktadır.

Erkeklerdeki androjenik alopesi, bir hastalık olarak kabul edilmediğinden tedavisi de gerekli değildir. Ancak bu durumdan yakınan bireylere önerilen ve etkinliği kanıtlanmış bazı lokal (solüsyon) ve sistemik (tablet) tedaviler, saç ekimi gibi cerrahi girişim alternatifleri bulunmaktadır. Destekleyici öneriler ve bu ilaçların uzun süre ve düzenli kullanımları sonucunda saç dökülmesi durdurulabilmekte hatta bir miktar saç çıkışı sağlanabilmektedir. Ancak bu tedavilerin size uygun olup olmadığına doktorunuz karar verecektir.

  Dr. Müge Sahillioğlu

Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı

 

 

 
:: İletişim :: Site Haritası :: Medart'a Ulaşın
Copyright © 2005-2006 MedArt Tıp Merkezi